21.02.2016

Paradoks

Bilmiyorum bir gece vakti bir insanın bir şeyler yazması çok hoş mudur? Bilmiyorum bir gece vakti bir insanın onca sessizlikte, insanlar uykusunda yarı ölü halde iken onlardan bağımsız düşüncelere dalması, bir takım şeyleri sorgulaması...

Geceler yalan söyler insanlara hep, aslında insanın bir nevi şeytanıdır. Olmadık şeylere bir kulp uydurur, seni bir takım düşüncelerle zehirler. Bir anda hiç hatırlamadığın şeyler senin zihin dünyanda uyanıverir. Kin damarların kabarır kendini kaybedersin, ah geceler lanetli geceler...

Bir karamsarın herhalde tek uyanık kalmayacağı vakit ya da doktora gidip "ah doktor vah doktor bayılt beni canım doktor." diyeceği vakittir geceler. Herhalde büyüklerimiz bir şeyler biliyormuş ki bizi zamanında hep erken yatırmaya kalkmışlar, bunu bize bir öğreti olarak sunmuşlar.

Yalan gecelerin hep söylentilerle ilerlediği zamanlar, bakıyorum da bu vakitlerde hayat bana hep bir anlamsız geliyor. Sürekli olarak yaşadıklarımdan ve yaşayamayacağım hayallerime lanet okuyor buluyorum kendimi. Geçmişime dönüyorum düşündüğüm bütün düşünceler hep bir arazi olmuş, beni bugün mayınların ortasında bırakmış, ya sakat kalmamı ya da temelli olarak pufff diye toz olmamı bekliyor.

Geçmişimde düşündüğüm geleceğim meğersem benim tuzağımmış gibi geliyor, nitekim ki son bir kaç aydır ve son birkaç gündür sıklıkla bana yaşadıklarım ve başkalarının yaşadıklarının sorgulattıkları hep bir mutsuzluk temelli nefret sebepleri olmaya başladı. Ruhumun artık yorgun olduğunu hissediyorum hatta "Bir ruh hiçbir şey yapmandan nasıl yorgun olur?" sorusunu da kendimi sorup alamadığım cevaplarda üzücü oluyor aslında.

İnsan hayatı yaşayanların hayatı, son birkaç gündür düşündüğüm ölüm ve sonrası temeli aslında dünya ekseninde yaşayanlara hep günü birlik üzüntü ve anı silsilesinden ibaret yani, biri ölür yas tutarsın yoluna bakarsın, ama senin hayatında ölümlerin nedeni, senin senaryonu bir ilerkisi sahneye taşımak için gerekli olan çatışmadır. Yani sen yaşadıkça başroldesin ama nereye kadar...

Bir Yalnızlık Hikayesi
Hayat kısa...
(Foto: Apocalyptica klibinden)
Bilmiyorum bendeki çatışmada herhalde bu mücadelede daha ödevini tamamlamamış insanların göç edip gitmesine karşı bir acı hissiyatından mıdır? Ben hikayemi nasıl ve ne şekilde ilerletecem ya da bu başlanılan hikayeyi tamamlayabilecek miyim? Acaba hangi adımımda mayına basıp kendimi havaya uçuracağım? falan filanlı sorular etrafında geçen çatışmalardan ibaret bir karamsarlık temeline dayalı olacak herhalde.

Etrafta çok fazla acı var insan bu temelde ilerlerse insanlık tarihinin adını "ACI" olarak koymak gerekecek herhalde, herkes karamsarlık temelli ilerletiyor hayatını, kimse yaptığından, yaşadığından, soluduğu oksijenden memnun değil. Memnun olduğunu sananlarda kör olmayı bir şekilde becerebilmiş. Bilmiyorum, neyse güzel bir son yazıyorum, HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR...
Sevgiyle Kalın...

Apocalyptica - 'Seemann' feat. Nina Hagen

18 yorum:

  1. HNe güzel yazmışsınız. Ölüm ne zaman gelir bilemiyoruz. Şarkıda çok güzel. Sevgilerle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim beğenmene sevindim. :)

      Sil
  2. Bence hoştur. Gece yarısı yazılanların ya da düşünülenlerin daha gerçekçi olduğunu düşünürüm. Zihni bulandıracak, onu olduğundan farklı bir kimliğe sokacak yan etkiler olmadığı müddetçe… Aksine gündüze lanet okuyorum ben de. En ihtişamlı sahte maskesini kuşanıp süslü düşünce ve kelimelerle bizi pohpohlayan lanetli gündüzler… Belki de büyüklerimiz gecenin bu yönünü fark ettikleri için bizi erkenden uyutuyorlardır? Çoğu sahte masallarla küçükken uyutulduğumuz gibi şimdi de büyüklere uydurulan görsel masallarla gözümüz açık uyutulduğumuz gibi…
    Bir hikâye var. Biri (bu biri biz de olabiliriz, bakış açısına göre değişir) tarafından yazılan hikâyede ya başrolde değilsek? Kast ettiğim kendi hikayemizde. İşin sonunda hikâyeye kaçak giren, kendini başrolde sanan kapı kolu görevi olmak da var.
    Ben bunu çok uzatırım. Sabah sabah hem de. Bana göre artık gündüz kavramı kalmadığından ötürü gelenleri güzel ağırlıyorum zihnimde : )
    Hepimizin güzel sona ihtiyacı var. Kuşları sevelim. Bari onları sevelim, öldürmeyelim… Yeterince pisliğe bulandık. Onlar uçsun…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saf düşünceleri, temiz ve gürültüden uzak yorumları çağrıştırdığına hem fikirim fakat, şeytanları uyandırması da kötü bir durum. Büyüklerinde bu yoldan geçip bir şeye ulaşamamaları belki de bizi bundan dolayı bizi korumak istemeleri olarakta yorumlayabiliriz.

      Hikayeler hikayaler diyorsun, ben daha kendi hikayemde neredeyim bilmiyorum. Kuşlar konusuna gelirsek artık onlarında çok uçmak istediklerini düşünmüyorum, çünkü onlarda bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyorlar herhalde.

      Sil
    2. İşte gerçek paradoks budur! Dünya da bizi kandırıyor olmasın? Kendi ekseninde dönüyorum ayağına başka yerlere uğramasın? Bir şey var, bir şey oluyor. Gece ile gündüzün gayrimeşru evladını saklıyor sanki hepimizden. Anladı sıkıldığımızı bu iki arkadaştan. Eşkâli gizliyor. Biliyor yoksa oraya taşınacağımızı.

      Sil
    3. Bilmiyorum gerçek bu mudur? Gerçek genel geçer midir? Bunlar tartışılası şeylerdir, ancak gecenin gündüze oranla daha misafirperver ve insana daha doğruyu söyler hali var, fakat bu eşitlikçi yapısı şeytanlara da sağladığı olanaklardan dolayı insana gündüzlerinde zarar vermektedir.

      Sil
  3. Klip te yazınızda akıcı ve güzel olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, bir şeyler yazmaya çalışıyoruz :)

      Sil
  4. :) uzun zamandır kafamı kurcalayan sorular bunlar. Babamı ve bebeğimi kaybettikten sonra başladı bende bu bitip tükenmez sorgulamalar. Sanki sürekli arkadan beynimi kemiren her şeyin ne kadar boş olduğu düşüncesi.
    Ignorance is bliss diye bir laf var ya valla büyük nimetmiş cehalet, düşünmemek. Bir kere başladı mı insan sorgulamaya, hiç bitmiyor, hele de geceleri. Uzun lafın kısası, kolay gelsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle, Allah rahmet eylesin :( Sorgulamalar bitmez ama bende çözüme olan inanç kalmadı, bu işin sadece bir için içini yemesi olarak şekillendiği düşüncesi hakim olmaya başladı. Galiba sonu olmayan döngüye girecek hayat bu da herhalde delilik. Sonumuz hayrola.

      Sil
  5. gece midir insan hüzünlendiren, insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cevap bana kalırsa gecede huzuru ve hüznü bekleyen insan. Ama her ikisi de olabilir çünkü birbirini destekleyici unsurlar bunlar.

      Sil
  6. o hiçbir şey yapmadan yorgun olma şeysini ben de çözemedim :/ benim ruhum hep bi yorgun :/

    YanıtlaSil
  7. Bende ruh olmadığı için bilemiyorum. :) Çok sıkkınım bu aralar zerre zevk almıyorum bu ara hayattan önceden arada bir alırdım şimdi hiç almıyorum. Senin ruhuna ne oldu? Git kuru fasulye ye takma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahah kuru fasulye bana seratonin salgılatıyo zaten :D

      Sil
    2. Soğanla beraber iş biter X2 seratonin ye ye :)))

      Sil
  8. Acı yaşamın başlangıç noktası Atmaca ayrıca Zarifoğlu'nun da günce başlangıcı.. "Ne çok acı var.."
    Ayrıca gece değil de sabah doktora desek "ah doktor vah doktor uyandır beniiii!" :D Olmaz mı? :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat baştan aşağı acıysa bunun neresi başlangıç noktası. :) Sabahlara doktorlar bakmıyor, geceler önemli, bu hayatta uyanmamız zor doktorlar önce kendilerini uyandırmaları gerekiyor. :)

      Sil

Yorum Kuralları
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın.
*Yazının konusu dışında iletmek veya sormak istediğiniz bir şey varsa İletişim Formunu kullanın.

Reklam