24.11.2016

Kefere

İnandığım şeyler uğruna yaşayamıyorum, belki de bu kadar derinlere inmemeliydim. İndikçe kimsesizleşen bedenim artık kendisini tanımıyor. Ne yapabilirim, nereye gidebilirim, biçareyim...
Hüznün ne denli acı olduğunu anlatamam, gülüyorum, evet çokça gülüyorum ama bunlar benden giden mutluluğun uğurlaması biliyorum. Vücudum yaş dolu, gözlerime kadar dolmuş ama dışarıya vurup uğurlayamıyorum...

Hüzün be kardeşim bu hayatta hiçbir şey olamamak hüzün. İnsanlar bir baltaya taş olurken onlara bakmak hüzün. Üzülüyorum anlaşamadığım bir bedene sıkışıp kalmanın bedelini öderken. Ne de olsa gelemeyeceğiz bir daha, kim istemezdi ki kendi bedenini kendisinin tasarlamasını, ah idollere, rol modellere bin şükür...

Her yerim ah dolu,
Hem de bin ah...
Bu kadar ah içinde,
Bir fakir, bin kafir bedeni zenginleştirmek isterken,
Yoksullaşan bir bedenin bin ahı...

***

Gözyaşları saklı bu bedende,
En derinde bir yerlerde,
Sıkışmışlığın tam ortasında,
Belki de mahsur kalınan karanlıklarda,
Kimsesizim...

***
Max Payne-3
Neden Ben... (Foto: Max Payne oyunundan)
***
Nerdeyim ben,
Hangi bedendeyim,
Bu bedenin neyiyim,
Bu bedende niyeyim, 
Sorunum sorularımla sorunlu...

***
Ah dünya neden ben,
Bu kadar kimsesizlikte,
Neden ben...

Yaşam bir form, her şey bir bütünlükten ibaret, benlerin içinde hep bir "biz" yaratma niyeti içindeyiz. Hep biz olarak yaşayalım, bencillikleri öldürelim istiyoruz. Neden? Herkesin adil olduğunu, herkesi adilleştirmek neden? Hayat ona, bana adil değilken, neden?

Sevgiyle Kalın...

Natalia Safran - 'All I Feel Is You'


20 yorum:

  1. Baltaya sap olamamak mi? Kime gore sap neye gore sap? Mutlaka bu hayatta biyerlerde cok onemli bir rolün var.. Belki birinin hayatina cok onemli bir dokunuş icin.. Belki kendinin bile farketmeden yapacagi cok onemli bir iyilik icin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim rolüm bir figüranlık roldü bitti gibi durum var şimdi, rol verilmesini bekliyorum. Yani aynı modun yolcusuyum.

      Sil
  2. Kalemine sağlık derin bir yazı olmuş ....

    YanıtlaSil
  3. Yanıtlar
    1. Ne güzel olmuş diyemiyorum, ama anlamlandırılabiliyorsa ne mutlu teşekkür ederim.

      Sil
  4. İlk iki cümle benim uzun süredir içinde yuvarlandığım sıkıntıyı o kadar net anlatıyor ki. Ama artık böyle devam etsin istemiyorum bu durumun. Bir şeyler değişmeli, öyle ya da böyle.
    Güzel bir paylaşım olmuş, özellikle de son paragrafla. Tüm paylaşım genel anlamda içimden geçen ama bir türlü ifade edemediğim hislerin hepsini kelimelere yapıştırıp içimde o tatlı hiçliği bırakmış gibi hissettim.
    Benim ağaçlığa güvercinler dadandı Atmaca. Gel şunların bir façasını alalım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişmiyor, sadece gülüyorum etrafa onlarda bana, 32 diş sendromu herhalde. Kargasın halletmen lazım aslında, Atmaca onları yer sen kovalarsın ama zorlanırsan alırız façalarını, bir gücümüzü toplayabilsek. Teşekkür ederim.

      Sil
    2. İçi dışa yansıtamamak çok boğucu bir şey gerçekten...
      Yüzsüz bunlar yaa. Yeminle kargalığımı yerlere serdi namussuzlar. Geçen bir tanesi benimle bayat ekmek kavgasına girecekti az daha. Sonra bir "Gak" diye tersledim de anca öyle gitti. Kökten çözüm lazım bana. Pis işler biliyorum ama elin boş da çıkmayacak hani. Nereden baksan 3 haftalık yemeğini karşılarlar. Hepsi de besili. Imm-ıh :D

      Sil
    3. Yani sıkıntının sürekliliği büyük dert, tabi ki sıkıntı her zaman olacak ama hiçbir zaman ibre inmiyor, azalma olmuyor olması kötü.
      Haha bayat ekmek, onu bulmayan var be. Deseydin "Ekmek yoksa pasta ye!" Afiyet olsun. :)

      Sil
  5. Bazı insanların mutsuzluğu/anlamsızlığı daha değerli olur. Bizler kaybetmeye mutluluğumuzdan başladıysak varsın bunu değerli kılalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kazancın bir sonsuzluğu var fakat kaybedeceklerimizin bir miktarı var onlarda bir yerde bitecek işte o zaman ne yapacağız.

      Sil
  6. Şuan ki ruh halime yakıştı bu yazı. Neden ben?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorgunun, sorgulamanın birinci maddesi.

      Sil
  7. Hayata manaların tümü deyip kenara çekildik ve ondan bize de bir mana yüklemesini istiyoruz. Oysa bütün manalara sahip olan biziz ve ne yapmak istiyorsak yapabiliriz, kim olmak istiyorsak olabiliriz. Buna karar verme süreci sancılı ve boş olabiliyor bazen. Belki sen de böyle bir sürecin içindesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boşluk en büyük sınav insanlar için. Haklısın söylediklerine.

      Sil
  8. Bu yazıda herkes kendinden bir parça bulabilir aslında.. Mesela inandığım şeyler için yaşayamıyorum demişsiniz en başta. İlk cümleniz.. Temeli sağlam kilit cümle. Bu cümleyi "çevre etkisi" olarak yorumlayacağım ben. Çevrenin benlik üzerinde oluşturdu o baskı ve baskının benlikte açtığı yara. Kişi kendi için yaşamaktan vazgeçiyor..

    Hayatta hiç birşey olamamak hüzün demişsiniz. Bu da kendimizdeki beklentinin yansıması. İlk Çevre demiştim. ikincisi kendimiz. Kendimizin beklediği ile çevrenin beklediği örtüşmeyince olmuyor işte. Ne kadar çabalarsak çabalayalım çevrenin dediği yönde hareket ediliyorsa yada çevrenin beklentisi ön plana alınıyorsa ne kadar çabalanırsa çabalansın olmuyor.

    Bir baltaya sap olmak. Bu da içselliğin yansıması gibi. Tuhaf ve sıkıcı. Yıpratıcı aynı zamanda. Bir boşvermişlik çöküveriyor insanın üstüne. Bir umudun yitişi gibi. Çabalamalarının kifayetsiz kalmışlığı gibi.
    1- Çevreyi önemseme
    2 Kendinle barış
    3 umudunu kaybetme. :)

    Güzel yazı. Yazında dediğim gibi kendimi de gördüm. Bu yorum da bir nevi kendime :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim mutluluk verdi bana resmen yazımı analiz etmişsin, yapıbozumuna uğratıp muazzam analiz yapmışsın. Bu yazıdan fazla emeği gösterir, çok mutlu oldum. Şunu da söylemem gerek, belli amaç normlarında yazmadım aslında özden çıkan bir durum çevresinde yazdım. Genelde yazıları anlık yazdığım için çıkan durum.
      Benim gibi bir herife yazdığın son iki madde zor işler, kendimle barışmam zor, hayatta pozitif bir durum görmediğim içinde umut konusunda da kayıbım. Bakalım ne olacak. Yine de teşekkür ederim. Çok yapıcı bir yorum yaptın, buna minnettarım.

      Sil
    2. Yazılan her yazı, yazanı temsil ediyor ya da yazandan bir parça barındırıyor. Duyguları, düşünceleri, hayatı. Dediğim gibi yazınızda herkes kendinden bir parça bulabilir diye. Hayat gayesi herkes için olan bir şey. Ve bu hayat gayesinde adım atıyoruz bir nevi yoğruluyoruz.
      Son iki maddenin size uygun olmadığından bahsettiniz. Belkide uygun ve siz göremiyorsunuz! Sizi tanımadan yorum yapıyorum. O yüzden yazdıklarımı çokça düşünüp yazıyorum. Kendinizle barışın!! Kesinlikle deneyin.. Hayat size pozitiflik sunmuyorsa siz hayata ve en başta kendinize o imkanı sağlayın. Zaten sonrasında umut peşinizi asla bırakmayacak. Umutsuzluk tatsız aş'a benzer. Kendinizle barışık olmamak da aş olmadan tat aramaya benzer.:)



      Sil
    3. Teşekkür ederim, tanısanız zaten anlarsınız ne kadar umutsuz olduğumu öyle bir yaşantı durumum var. Problemler üzerine kurulu umutsuz bir yaşayış hali var bende. Pozitiflik çok yok hayatımda, birde hani çok gördüm geçirdim diyemem daha o yaşta değilim ama birçok şeyi iyi tanıdım, gözlemledim bunlar biraz hayatı dramatize etti. Bilmiyorum blogumla uyumlu bir yaşam formum var. Hayata ne zaman pozitiflik versem sıkıntılar yaşıyoruz o da kalsa iyi olur. Çok teşekkür ederim. :D

      Sil

Yorum Kuralları
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın.
*Yazının konusu dışında iletmek veya sormak istediğiniz bir şey varsa İletişim Formunu kullanın.

Reklam