Yapıcı olmayan sadece kendi acısından olaylara bakıp karşısındakini yıkmaya,yermeye çalışmaya eleştiri denir. Tabi bana göre günümüzdeki tanımı.Çünkü sıkıştıkça eleştirmek,günü kurtarmak için yapılan çalışmalar dizisidir. Birisi biraz başarılı olsa basamakları çıkmaya,belli hedeflere kavuşmaya başladığı an namlu ona dönmüştür. İzleniyordur ve tehlikededir.
Başarının kademesi arttıkça tuzakların sayısı artmaktadır. Başarının sayısı arttıkça,dostlarının sayısı azalmakta,düşmanlar çoğalmaktadır. Halbuki ona o basamakları çıkması gerektiğini söyleyen dostlarıdır. Ama baktılar adam aldı başını gidiyor, hemen onu diskalifiye etmek gerektiği kanısına varırlar. Bu yüzdende bir kişi zirveye çıktığında kendisini yalnız hisseder. Çünkü arkaya dönüp baktığında geçtiği zor koşullarda ona zorluklar sağlayan kişilerin aslında dostları olduğunu görür. Sırlarını paylaştığı o muhteşem kişiler...
Her zaman içinden "ben böyle başarının" demek geçer ama zordur. Çünkü belli fedakarlıklarla gelmiştir oraya. Bu başarı zamanla eleştirilmeye başlanır. Ama tabi yapıcı olarak değil. Hep bardağın boş tarafı görülerek. Yapılanlar göz ardı edilir. Yapılmayanlar görülür. Bazen başarılı olurlar. Girilen taht kavgalarında o kişi al aşağı edilir.
Bunun dışında eleştirinin bir boyutu da, bilinmeyen konuda "yersiz eleştiriler". Hiç düşünmeden tartmadan ağızdan çıkan anlamını bilmediği o kelimeler. Sadece karşısındakini eleştirmek. O gitsin başkası gelsin. Bu herhalde en çok okul,kurs vb. ortamlarda çok uygulanan bir türdür.
Bir tane görevli gelir. Ve ne şans o gün eleştirilecek kahraman genç/öğretmen yoktur. Ve kurstan sorumlu kişi sorar:
-Kurstan bir şikayetiniz,isteğiniz, bir derdiniz var mı?
İlk başta şöyle bir uğultu çıkar.
--Yoo memnunuz.
Sonra hoca:
-Söyleyin aramızda,der. Bunu demesi fitili ateşlemesi demektir. Antipatik tipler hemen konuşmaya başlar.
--"X" hoca hep kendi dediğini yapıyor,bizim dediklerimizi dinlemiyor,bizi tınlamıyor... sıralar sıralar.
Çünkü güvencesini almıştır. Ve ne kadar sallarsam belki o kadar yıkarım gibi düşünceyle hareket eder. Çünkü kaybedecekleri kazanacaklarından azdır. Egosu tatmin etme arzusu içindedir. Ve eleştiriler arttıkça gereği yapılır ve haklı haksız bakılmadan idam gerçekleştirilir.
Burada tek sorun eleştirmek değil, eleştirirken tek yönlü bakmakta. Neden sorunu dışarıda aramada kendide değil. Yada şöyle desem daha doğru. Bu kişiler genelde hep eleştirir, doğuştan jüridir. Ve eleştirilmeye dayanamazlar. O yüzdende hep baskın,yıkıcı ve arkadan hareket ederler. Bir nevi "arkadan kuyu kazma" ustalarıdır.
Oyun Kanalıma Abone Olabilirsiniz!
Youtube Kanalına Abone Olun!
Atmacagiller
Ruhsuz Atmaca 12. Yılında
Ruhsuz Atmaca 12 Yaşında
Yaş almış blogger olarak; emeklilik de bloggerlığa takılanlar olarak bir dernek kurma amacım zamanla oluşmaya başladı. Her ne kadar burayı ...
Takip Et!
Reklam
Seç Beğen Oku
-
▼
2012
(49)
-
▼
Temmuz
(22)
- Kısa Dipnot-3 : Özgürlük
- Kısa Dipnot-2: Hazır Zihniyet
- Kısa Dipnot...
- Müzik
- Dünya Malı Dünyada Kalır...
- Ruh=>Beden,Beden=>Ruh
- Değer
- Bir Zamanlar...-1
- Beni Ben Yapan Bendeki "Benlik"tir
- Bir Garip Hikaye-2
- Bir Garip Hikaye-1
- Nerdeyim Ben?
- Küreği Aldım Kazıyorum...
- Hayalperest...
- Ummadık Taş Baş Yarar...
- Yalan mı? Gerçek mi?
- Bir Yalnızlık Hikayesi...
- Nerede O Eski Günler...
- Ritim
- Bir Çocuğun Gözüyle...
- Şey...
- Yaz-Çiz-Karala
-
▼
Temmuz
(22)
0 yorum:
Yorum Gönder
Yorum Kuralları
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın.
*Yazının konusu dışında iletmek veya sormak istediğiniz bir şey varsa İletişim Formunu kullanın.