8.09.2019

Günlük: 55. Mekanize Piyade/ Kırklareli

19 Ağustos tarihinde uzun zamandır okumaktan yapamadığım askerlik görevimi yapmak için birliğim olan Kırklareli 55. Mekanize Piyade Tuğaylığına (26. celp) katıldım. (Daha önceki celplerden bir kişinin yazdığı güzel bir yazı var) Başlangıç için gitmeden önce de, gittiğim ilk anlar ve bir iki gün "Ne yapıyorum ben?" modunu çok yaşadım. Hele gitmeye yakın yaşadığım heyecanı anlatmam pek mümkün değil. Bunun tabi belli nedenleri var: aileden hiç ayrılmamam (eşek kadar oldun!), odamdan başka yerde kolay kolay yatamamam ve yeni insanlarla tanışma sorunları vs. Ama bu korkular ya da tereddüt diyelim herkeste olan bir durum. Beni en çok üzen 7 yıllık sakal kesmeme eylemimi birliğe katılmadan birgün önce gece saat 1'de makina ve traş bıçağıyla kurban keser gibi kesmek oldu. İnsanlar yeni olan şeyleri hayatında yaşarken anlık kırılmalar, duygular yaşıyor, benimki de o aslında!

Askerlik için temel aldığım hazırlık malzemeleri:

Giysi:

  • Pijama (askeriye de veriyor). 
  • Ben almadım ama bir şort ve yedek pijama olabilir.
  • Fanila-atlet, don-çorap 3'er tane almıştım (İstihkaklarımızda da 2 tane veriliyor. Ayrıca soğuk kantinde satılıyor.) Ben 18 tane alıp giy çıkar yapanlara yıkayın diyorum. Ben öyle yaptım duşa gidince yıkadım.
  • El-yüz havlusu, duş havlusu (bunu askeriye de veriyor.)
Kişisel Bakım:
  • Traş bıçağı, traş köpüğü-sabunu,
  • Sabun, şampuan, diş fırçası-macunu,
  • El-yüz kremi, ayrıca traş için tarhiş önleyici şeyler alabilirsiniz,
  • Parfüm, 
  • Güneş kremi (en önemlisi bu galiba.) Son hafta yürüş eğitimleri için ve sürekli güneş olduğu için alın derim.
  • Islak mendil-peçete, 
  • Eldiven,
Diğer:
  • Bot boyası-fırçası,
  • Pastil, Grip ve diğer hastalıklar için belli ilaçları reçeteleri ile götürebilirsiniz. Grip illaki oluyorsunuz.

Birlik Kırıklareli olunca ben de İstanbul'da olunca 2 buçuk saatlik yol nedeniyle sevk günü sabahı otobüsle birliğime katıldım. Otogarda otobüsü beklerken yine askerlik görevini yapmak için giden biriyle tanıştım. "Abi yormazlar değil mi?" gibi bir cümle kurdu. Aslında beklentinin ne olduğunu o vakit anladım. Neyse yaklaşık 2 buçuk saatlik bir otobüs yolculuğu sonunda Kırklareline ulaştık. İl sınırına gelince küçük bir kasaba havası veren meydanı olan bir yer gibi geldi. Ve girişten beri tepemizde olan güneş -ki o güneş 18 gün boyunca kendisine küfür ettirdi- bizi saygıyla karşıladı.

Birliğime 1 gibi katıldım (tam saati hatırlamıyorum). Girişte kısa bir çanta araması ve kayıt işleminden sonra 18 gün boyunca bizim bölüğün gazinosu olacak yer de ikinci kayıt işlemlerini gerçekleştirdik. İşte her askerin yaşadığını düşünüyorum, orda bekleme oluyor ya korku yaratan temel iş orda. Çünkü birçok insan geliyor kayıtları yapıyor, suratlarda garip ifadeler, geçin bekleyin diyorlar. Beklerken "Nerdeyim ben?, Kapıdan geri mi kaçsaydım diyorsun?" Bu söylemi daha sonra takım arkadaşlarımdan bazıları da bana söyledi. Kayıt işlemleri sırasında gazinoda yığılma olunca uyanık bir çavuşumuz (ki kendisini tanıdıktan sonra çok sevdik) kantin için bize bi su taşıtma işlemi gerçekleştirdi. Ama o suları da zaten biz içtik sonra... Burada ilk tanışmamı takımımızdan Doktor Ömer'le gerçekleştirdim. Suları taşırken "Biz burda ne yapıyoruz amk!" cümlesi oldu. Son gün bunu yine söyledi ama...

Kayıt işlemleri bitince askeriyenin bize verdiği istihkaklarımızı aldık. Bottan ve kamuflajdan çok korkmuştum. Sonuçta giy çıkar yapılabilecek bir şey değil, bir asker bakıyor buna şu olur diyip veriyorlar.  Ama sorun olmadı, sadece alt kamuflajım olmamıştı onu badimle değiştirdik. Takımla ilk tanışma kamuflajları almaya gittiğimizde yaşadım ama temel tanışma istihkakları alıp koğuşa çıkıp yerleştirmede yaşandı. Girişte bana beni ifade eden sayı verilmişti. İlk günler öyle tanıştık. Kamuflajları denerken, Badim Mösyö, otostop kralı Uykucu Burhan ve kardeşim gibi gördüğüm 31 numara Yıldo (Yıldıray ile tanıştım). Kamuflajlardan sonra bölüğü tanıma amaçlı Çavuşumuz Cüneyt (çok değerli biri, ilginç küfürler öğretti bana) bize bilgi verdi. Bu olaylar yaşanırken hep o çocuksu korku "Ne yapıyoruz biz!" sorusu akıllarda dönüyordu ama bunu yaşayan biri olarak 4 gün sonra sadece belli serbesiyetlerin vücut istemi dışında sorular akıllardan gitti. Çünkü hemen hemen oluşturulan bölükler belli eğitim seviyesinde askerler ve komutanlardan oluşuyor. Bulunduğumuz yerdeki komutanlar da askerlerini koruyan sürekli "Bir isteği ihtiyacı olan var mı?" sorusunu soran kişilerdi. Bu soru ilk gün de soruldu, son içtimaya kadar birlikten çıkana kadar da soruldu. Çavuşlar zaten bizimle kardeş gibi ilgilendiler. Bu da önemli bir algının yıkılması için önemli!

Yazının devamını yazar mıyım bilmiyorum ama kısaca kesmek için şu ek bilgileri de verebilirim. Kaldığımız koğuş çok temizdi. Çünkü bizden önceki celp çıkmadan önce temizleyip bırakmıştı. Yine çarşaflar aynı, ranzalarda aynı şekildeydi. Biz de çıkarken aynı şekilde bölüğümüzün kullandığımız koğuşunu, tuvaletini temizleyerek bir sonraki celbe temiz şekilde devrettik. Askerlikten öğrendiğim en büyük öğreti: "Bir eylemi yaparken bunun sana döneceğini unutma" oldu. Şöyle açabilirim, yerlere izmarit sigara atma, yarın mıntıkada temizlersin; tuvaleti temiz tut çünkü yarın orayı sen temizleyeceksin; yemek kabını temiz bırak, çünkü yarın yemekhane nöbetinde takım olarak sen temizleyeceksin. Aslında disiplin ve öğreti olarak bu çok önemli... Bu anlamda bunu bize sürekli tekrarlayan komutanlarımız, çavuşumuz ve bize aslında askerliğin kaygıları olan bir şey olmadığını öğreten Piyade Yüzbaşı Özgür Özden'e (Özgür Yüzbaşının son konuşması çok dokunaklı ve ders niteliğindeydi.) teşekkürlerim borçtur.

Askerlik ilginç şeyler de yaşandı bunları maddelendireyim ama sonra yazıyı devam ettirirsem açarım:

  • Duşa sıçan adam (Pisuvar olayından sonra gördüğüm yaşadığım en ilginç olay),
  • Tuvalette delik yerine tuvalet taşına sıçan adam,
  • Askerliğin son günlerinde tuvalete sıçıp, fırçayı bayrak yapan saygısız adam (adam diyorum asker diyemem. Saygısızlık olur.),
  • Komutanların "isteğiniz/sorununuz var mı?" sorusuna rağmen çıkıp söylemeyip, sürekli şikayet eden belli aykırı tipler,
  • Askerde sıcak-soğuk kantindeki (ki birçok askeriye de belki de sorun bizimkisi iyi durumdaydı. Ki Özgür Yüzbaşı her celp bölüklerin durumunu iyileştirmek için askerlere anket yaptırıyor.) belli düzeyi görmeyip, demli çay içemdik diyen tip, Allah'tan okey yok mu demedi!
Bunun dışında hatılardığım iyi diyebileceğim şeyler;
  • Koğuşlarımız ve tuvalletlerimiz temiz aldık, temiz tutmaya çalıştık.
  • Takım arkadaşlarım mükemmel insanlardı.
  • Hergün duş alabildim.
  • Yemekler biraz sorun olsa da karnımı doyurabildim.
  • Lig maçlarını izleyebildik.
  • Birçok farklı insandan muhteşem anılar dinledim.
  • Yürümeyi öğrendim.
  • Takım olarak düşünmeyi, paylaşmayı, paylaştırmayı öğrendim.
  • Takım olarak sorumluluk almayı -ki biz ikinci takımdık birçok şeyde sorumluluk aldık ve şikayetçi de olmadık- öğrendim.
  • Erken yatmak, traş olmak, yatak toplamak ki bunlar pek yaptığım şeyler değil öğrendiğim şeyler.
18 günlük süreç içinde güzel anılar yaşadıım. Zaman buldukça anılarımı "Günlük" başlığıyla paylaşabilirim. Bunun dışında Piyade Yüzbaşı Özgür Özden Komutanım, Mehmet Bayer Komutanım, Selim Ülkü komutanım ve çavuşumuz Cüney Şahin'e ve adını unuttuğım diğer üstlerime teşekkürü borç bilirim. Her türlü emekleri, ilgileri ve kattıkları değerleri önemli ve kıymetli.

Bedelli Askerlik Hakkında

Şansızlık kısmına gelince nöbetlerimin hep gece gelmesi şansızlıktı ama keyif aldım. Gündüz Güneş'e küfür ettiğimiz için gece yıldızları seyretmek güzel. İkinci takım olduğumuz için ilk hafta yemekhane temizliği de zordu ki ben kirli tabağıma el süremeye biri olduğum için zordu ama takım olarak ilk tanışma kaynaşma orada oldu o ayrı.

Bunun dışında geri kalan bir anı olursa yazıda da belirttim sonraki yazılarda yazıcam. Şimdi takımıma gönderme yapayım:

31- Yıldo (Paylaşımcı güzel insan, anksiyetimle dalga geçti çok. Son hafta horlamalarımdan çok çekti. Ranzalarmız sanki birleşik gibiydi fena çekti benden.)
32- Batuhan (Otostopla askere gelen otostopla geri dönen otostop adamı, gezdiği ülke kadar il gezmedim. İyi uyudu ama!)
33- Benim numaram
34- Mösyo Batu (Badim, ara ara yükselmeleri, doğru konuşmaları önemli. Bana çok değer kattı.)
35- Serhan (İlk gece nöbet değişiminde uyandıramadığımız güzel insan. Gözüne ışık tuttuk yine uyanmadı.)
36- Ağrılı (Birçok anı, sorunu beraber paylaştık. Kantine çok kez beraber gittik. Son içtimadan sonra kola alıp, ne konular konuştuk.
37- Gugud Ali/Stokçu (Takımda Trabzonlu ve Oflu olunca ben de Rize'li tam fıkra durumlar. Lakabı Oflu taktı. Nedenini bilen yoruma yazsın ben yazmayayım.Stokçu kısmına gelince fena kazanıyorum diyor.)
38- Seyrullah (Horultuları ile koğuşu inleten, uyku pozisyonu ile namaz kılan güzel insan.)
39- Berkay (Mühendis, yemekhane de kaşık, çatal yıkarken iyi sohbet ettik. )
40- Ürolog (Cem Yılmaz'ın tüm espirilerini yaşattı. Ama kendisi muhteşem enerji dolu bir insan. Çavuşlara ve komutanlara yayılan bir namı vardı. Cem Yılmaz'ın dediği gibi: "Ürolog musunuz? Tuttuğunuz altın olsun!". Ayrıca voleybol maçlarını önden izleyen doktor, ah doktor.)
41- Doğan (2. Manganın bir numarası. Enerji dolu insan)
42- Semih (Boyu ile maşallah dedirten insan. Güneş kremi almının önemini eğitimlerdeki yüzündeki güneş yanığı iziyle gösteren güzel insan.)
43- Doktor Ömer (Acilci. İlk tanıştığım insan. Güzel anıları, paylaşımları olan kişi. Şeyi unutmuyorum; askeriye de bize AİDS'e karşı eğitim verilirken gelen konuşmacı "bilgili olan biri var mı?" dediğinde elini kaldırıp, "Doktorum ben!" demesi komik ve güzel anıydı.)
44- Bitmez Can (Askerlik başından beri bitmez bu askerlik diyerek geçirdi ama bittiğinde de bitti bu askerlik dedi.)
45- Altuğ (Güzel espirileri olan insan, voleybol maçlarını izleyen insan.)
46- Çaça (Askerlik boyunca sınıfın rahat tipleri olur ya onlardan biriydi.)
47- Ahmet (Elinden telefonu düşürmeyen güzel insan.)
48- Hoca (İbrahim) (Birçok düşüncemizin örtüştüğü, iyi bir eğitimci. Umarım iyi yerlerde güzel insanları getirmeye devam eder.)
49- Rahman (Takımın sessiz insanlarından ama 18 günde günlük tutarak kendisine güzel bir anı yarattı.)
50- Cevdet (Sigara alanında sürekli olarak gördüğüm güzel insan.)
51- Gökhan ( Çavuşla isim benzerliği olan ve isimini yumuşatarak Göökhan diye söylenen kişi. Sessiz kişilerdendi.)
52- Ferhat (Sessiz kişilerden biri daha. Rahman-Gökhan-Ferhat 3'lü tartışmları vardı. Geç tanışma oldu ama eğitim durumu ve paylaşımı önemli insan.)
53- Mehmet (Askerlik boyunca uyuyan ve uyumak için ranza da belli çıplaklık sergileyen insan. Ki Badisi Oflu çok çekti.)
54- Oflu (Laz diye başladı sonra Oflu'ya döndü. Guduk Ali lakabının mimarı.)
55- Doktor/Dahiliyeci (Doktor diye diye ismini son günlerde öğrendiğim kişi. Çok güzel insan, sağolsun son gün verdiği ilaçla kendime geldim eğitime katılabildim.
56- Verasetçi (Koğuşta para toplama işi onda. Askeriye de oturduğum yere en yakın olan kişi. Kalbi temiz kişi.)
57- Hollandalı (Kalbi temiz güzel insan. Son günlerde isyanları oldu.)
58- Ali (Takımda diyaloğum olmayan tek kişi belki de.)
59- Hoca (İbrahim) (Takımdaki iki hocanın da meslek ve isimleri aynı olunca garip ama. İkisi için de diyeyim sundukları hayat deneyimleri ve konuştuklarımı önemli. Bana çok değer kattılar.)
60- Mermi (Koğuşun espiri babası. Herhalde kullandığı 2 kelimeden birine hep gülmüşümdür. Yemin töreninde babamla tanıştıracaktım olmadı. Ama tam bir komedi karakteri. İnceyi iyi yakalıyor.)

Son olarak, askerlikle ilgili olarak öncelikli olan beklentinin ne olduğunun bilinmesi olduğunu belirtmem gerek. Çünkü niyeti kötü olan insanlar da gördüm. Durumu kötüleyen ama diğer askerlik şartlarını bilmeyenler var. Önce beklenti önemli ve yaptığı görevin diğerlerinden ne kadar az olduğunun bilinmesi yani "öz saygı". Bundan dolayı ben belli şeyleri görerek ve onlara saygısızlık etmeden süremi doldurdum. Güzel insanlar tanıdım. Yaptığım askerliğin durumu ve şekli ile ilgili bilince sahibim. 18 günü de dolu dolu ve doğru şekilde yaşamaya en azından verilen görevi ve ülkemin değerini kavramaya çalıştım. Bulunduğum bölük ve özellikle takımımızdaki herkes bu bilinçle hareket etti. Bu yüzden yardımlaşmanın, paylaşmanın ve gülmenin en değerli gördüm. Bu şansı ve deneyimi sağlayan ve yardımcı olan herkese teşekkürler.
Sevgiyle Kalın...

Harbiye Marşı



6 yorum:

  1. Ne denir şimdi.
    Askerliği yapıp gelmişsin bile. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Net böyle zorlayıcı askerlik denemez, diğer vatan evlatlarına haksızlık olur. Ama temel eğitim açısından katıldığım birliğim kısa sürede çok iyi eğitim aldım. Artık sıra hayatın geri kalan kısımlarında.

      Sil
  2. Aynı anda hem güldürüp hem duygulandıran efsane bir yazı olmuş. Demli çay önemli :D Gururlandırdın Ruhsuzcum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi Poşet geri döndü. :D Çay önemli de ince belli bardağa kadar bulunulan ortamda bunu senin üstünün üstüne sanki kahvedeymiş gibi istemek kötü. :D

      Sil
    2. Seri köz istemediğine dua et :D

      Sil
    3. O bir sonraki aşama olabilir bak. :D

      Sil

Yorum Kuralları
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın.
*Yazının konusu dışında iletmek veya sormak istediğiniz bir şey varsa İletişim Formunu kullanın.

Reklam