İnsanlar için mekânın pratik anlamı vardır. Temeline baktığınızda mekânın gerçekçi olan değerleri olduğu gibi soyut bir şekilde ortam sağlayan bir ifade alanı oluşturan bir arka planı vardır. İnsanların kendilerini ifade etmelerini, tanışmalarını ve yaşamaları için gerçek bir değer olan "sosyal" bir canlı olmasını betimleyen amaçlar oluşturduğunu görebiliriz. Bu anlamda mekân kıymetli ama buradaki benim yazıya döktüğüm mekân bir 'agora' değil yani bilinen agora değil en azından...
![]() |
| Görsel: Gemini Nano tarafından, blog dünyasının bu dijital sessizliğine uygun olarak tasarlandı. |
Bu açıdan bakıldığında 2012 trendi 'açmayanı dövüyorlar!' dönemini düşündüğümüzde blog yazarlığının bu derece basite indirgenmesi kötü bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle akademide 'medya okuryazarlığı' gibi kavramların uygulama alanı olabilecek böyle bir ortamın artık evsizlerin ya da kimsesizlerin alanına dönüşmesi kötü...
Blog kaldırıldı
Maalesef ruhsuzatmaca.blogspot.com adresindeki blog kaldırıldı.Bu adres, yeni bloglar için kullanılabilir değil.
Blogunuzu burada mı görmek istemiştiniz? Bkz. 'Blogumu Web’de bulamıyorum, nerede olabilir?'
Blogları bırakıyoruz ama bırakmamalıyız! Tabii zor bir önerme bu çünkü artık bilgiyi bile üretmiyoruz, söylüyoruz ve yazıyor, yazacak da... Artık okumuyoruz, okunmuşu olan kısa videoları izliyoruz... Sonuçta zaman insan için artık çok dar alanda maddi gerçekliklerle ilerliyor. Hayatın gerçekliğine entegre olmamış bir mekân üzerinde insanlar neden zamanlarının ayırsın? Özellikle ilişkilerin bu derece dejenere olduğu, bilginin ifşasında doğruluğun sorgulamadan sadece kendi ilgi merakını düşünen zihinler içerisinde kim neden yazılmış üç beş paragrafı önemsesin?
Özellikle son 10 yılda bilgi eksenli yazının etkinliğinin azaldığı noktada bunun sunan mekân sahiplerinin burada gönüllü olanları desteklemeden onları tüketmesi bazı gerçekliklerin sonuçlarını da göstermektedir, "Blog kaldırıldı". Mezarlıkların girişlerine yazılan yazılar gibi, "Her Canlı Ölümü Tadacaktır..." misali günümüz blog yazarlığının altıdaki tuzağı da bu buluşturuyor. Tabii bunu bizim gibi bu ortamı manevi temeline oturtan blogların buraları terk etmesine de bağlayabiliriz. Ama dediğim gibi günümüz rasyonalitesi, gerçekliği ne derseniz deyin, insan zamanı içerisinde var olan zamansızlık gerçekliğinde yatıyor.
Bu satırları okurken; vaktiyle 'Acaba ne yapıyor bu blogger?' diyerek ziyaret ettiğinizde bir anda 'Blog kaldırıldı' soğukluğuyla yüzleştiğiniz, sessizliğe gömülen o eski dijital limanları hatırlıyor musunuz? Eğer sizin de hafızanızda yer eden, bir gün aniden yitip giden ve takipçisi olduğunuz bloglar varsa; onlarla tanışma hikayenizi ve neden bugün hâlâ eksikliklerini hissettiğinizi yorumlarda paylaşın. Burada bir anı alanı oluşturalım...
Teşekkürlerimle...
Sağlık ve Sevgiyle...

0 yorum:
Yorum Gönder
Yorum Kuralları
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın.
*Yazının konusu dışında iletmek veya sormak istediğiniz bir şey varsa İletişim Formunu kullanın.