9.09.2014

Röportaj: Ödüllerin En Büyüğü "Oscar Favorite"

Sinemayı seviyoruz, izliyoruz, elimizden geldiğince eleştiriyoruz. Hayatına kablo çekerek başlayıp şu son zamanlarda 3,2,1 motor şeklinde devam eden bir canlı Atmaca. Bunun için önemli argümanlar elde ettiğim bir blog Oscar Favorite. Bir çok film hakkında bilgi elde edebileceğiniz bir arşivi var. Kimse bu işi kolay kolay yapmaz diyebileceğim iş. Günde onca iş arasında 3-5 film izleyip, o kafayla o filmlerle ilgili bir yazı hazırlamak zahmet işi. Hele hele bunu her gün yapmak. Röportaj olayına ilk +Serdar Kara abi ile başlamıştım, o benim için önemli biriydi, şimdide diğer önemli biriyle bunu devam ettirelim ve +Alper Sağlam ı bir dinleyelim, alın çayınızı kahvenizi, açın slow bir müzik açın ve şu güzelim röportajı baştan sona keyifle okuyun. Kendisine teşekkürü borç bilir, başarılarının devamını dilerim...

oscar favorite favicon
"Sinema Hayattır..."- Oscar Favorite
1- Öncellikle teşekkür ederim. Uzun zamandır Ruhsuz Atmaca blogumdan seni takip ediyorum, paylaşım olarak herhalde birçok blogdan daha öndesin, hatta blog olmaktan öte yaptığın bir işin var ve yaptığın iş ağır bir iş filmleri izle yorumla... Sonra bunların blog yazısını yaz, resim seç, paylaş falan. Kendimden bilirim bir yazı için en az 1,5 saatim gidiyor, bu senin her gün rutinin olmuş ve zor bir iş. Peki, bu işi severek yaptığın belli, bu anlamda sinemayla tanışman ve bu blogu açma kararı alman nasıl oldu? Oscar Favorite ismini belirlemende ne öncü oldu? Amacı nedir? Neden var?

Tüm Ruhsuz Atmaca okuyucularına merhaba diyerek söze başlamak istiyorum.
Bu içten ve samimi teklifin ve Oscar Favorite’in daimi takipçisi olduğun için ben teşekkür ederim.
Öncelikle biraz kendimden bahsedeyim.

Alper Sağlam, 1983 İstanbul doğumlu, kendimi bildim bileli bilgisayar dünyasının içerisinde olan birisiyim. Atari, Commodore 64, Amiga derken sonunda Pc ve envai çeşit oyun makinelerinin hepsini kullanabilen bir jenerasyonun içerisinde yer alıyorum. 90’lı yıllarda Türkiye’nin elektronikte kalbi olan Doğubank’tan bilgisayar üzerine bir alış veriş yaptıysanız eğer muhakkak o ürünü size ben satmışımdır. Hiç tanımadığınız birisine dair bir şeyler okurken belki de bir şekilde karşılaşmış olabileceğimizi hatırlatmak istedim sadece. 2003 yılında Fındıkzade semtinde açmış olduğum ASTEK Bilişim Hizmetleri isimli firmamda bilgisayar alış-satış, teknik servis hizmetleriyle çalışma hayatıma devam etmekteyim.

Şimdilerde sadece halı sahalarda boy gösteren eski lisanslı bir futbolcuyum. Eski bir Taekwondocuyum. Eski bir dansçıyım. Türkiye’ye ilk geldiği zamanlarda yaklaşık 2 yıl kadar.. Brezilyalı kölelerin ortaya çıkardıkları, danslı dövüş sanatı, spor ve müzik içeren bir savaş sanatı olan Capoeira ( ka-pu-ey-ra şeklinde okunur ) dersleri aldım ve sonrasında da Merter de bir spor salonunda 3 ay gibi kısa bir süre hocalık yaptıktan sonra tamamen bıraktım.
Bırakma nedenim ise hayatıma bir yön vermem gerekiyordu ya bu alanda ilerleyecektim ya da futbol yaşantıma devam edecektim. Futbol sevdam ağır bastığından ben bu yolu seçtim ve Davutpaşa, Ayvansaray ve Yeşilköy kulüplerinde top oynadım.

Koyu bir Beşiktaş taraftarıyım ve Galatasaray’da seçmeler dönemini çok iyi geçirip tam orada oynayabilecek duruma gelmişken aynı zaman da Beşiktaş’tan da istenilmiştim ve gönül verdiğim kulübe transfer oluyordum. Sadece ve sadece sezon başı hazırlıklarını iyi geçirip liglerin başlamasını dört gözle bekleyen ben daha lisansımı Beşiktaş’a alamadan futbolcular için lanet bir sakatlık olan menisküs sakatlığıyla yıkılmıştım. ‘’Requiem for a Dream (Bir Rüya İçin Ağıt)’’ filmindeki gibi en büyük rüyam için ağıt yakıyordum. O zamanki hocamız ‘’Alper oğlum ben olduğum sürece bu kulübün kapıları sana her zaman açık sen iyileş gel yeter ki’’ demişti. Ya ameliyat olmam ya da uzunca bir süre sahalardan uzak kalmam gerekiyordu ki yırtığın kendiliğinden kapanma durumu olabilirmiş. Ben vardır bir hayır diyerek birazda korkarak ameliyat olmamayı ve beklemeyi seçtim. Tam 1 sene sonra iyileşip tekrar Beşiktaş kulübüne adım attığım zaman yeni bir başkanlık seçimi yapılmış ve bu konuşmayı yaptığımız hocamız görevinden ayrılmıştı.

Artık çevremdeki bütün arkadaşlarımın profesyonel imzaları attığı ve çoğunun üst düzey kulüplerde oynuyor olmaları benimse hemen hemen hepsinden daha iyi bir oyuncu olmama rağmen (bunu birlikte oynadığım bütün arkadaşlarım dile getirirdi) hala yerimde sayışım ve bir amatör lisanslı futbolcu olarak son durağım olan Yeşilköy Spor kulübüne transferim sonrası yaşadıklarım futbolculuk hayatımdan soğumama ve devam etmeme kararı almama neden olmuştu.
Spor bir tutku benim için. Her zaman hayatımda vardı ve her zamanda olacak.

Bir diğer tutkum ise sinemadır. IMDb gibi sinemanın kalbi olan bir platformda an itibariyle 1000’in üzerinde filme 10 üzerinden 10 puan vermişim. İzleyip de sadece bu derecelendirmeyi hak eden filmlere oy kullanıyorum yani diğer filmlere hiç oy atmıyorum. Film dağarcığım çok uç noktalarda diyebilirim.

Oscar Favorite ismi içinse şöyle söyleyebilirim: Oscar’a dair her şeyi içinde barındıran bir blog olsun istedim. Ayrıca, en sevdiğim filmlerin yorumlarını, fragmanlarını, müziklerini, posterlerini, repliklerini vs.  herkesle paylaşmak istedim.

Hemen hemen her gün bir yayın girerek sürekli güncel tutmaya çalıştığım Oscar Favorite için istiyorum ki paylaşım tarzımı beğenenler film arama zahmetine girmesinler. Her gün gelip baksınlar bugün ne yazılmış, Oscar bugün neyi paylaşmış? Sürekli okuyucularımız belki de herhangi bir filmi izledikten sonra yine gelip baksınlar Oscar bu filme yer vermiş mi, acaba o nasıl yorumlamış? Akıllarına takılan soundtracklar, replikler ya da sosyal medyada kullanabilecekleri filmden kareler gibi birçok konuda etinden sütünden yararlansınlar istiyorum.

2- Yazılarında listelerden hareket ederek mi gidiyorsun? Bir günde izlediğin film sayısı ne kadardır?

Yazılarımda listelerden hareket ederek gitmiyorum. Bunun biraz bende kalmasını istediğim özel bir yöntemim var. Günlük izlediğim film sayısı ise 3 ila 5 arası diyelim. 5 film ortalamasını son zamanlarda biraz düşürmek zorunda kaldım. Çünkü yazılarımın aksamasına neden oluyor. Taslaklarda biriken filmler can sıkıyor.

3- Blogunda yaptığın ilkler nedir?
Oscar Favorite’de yaptığım en önemli ilk:
Oscar Favorite Ödülleri (Oscar Favorite Awards) olmuştur. Oscar Favorite, bundan böyle her yıl Oscar Ödülleri’nden önce kendi belirlemiş olduğu Oscar Favorilerini açıklayacak ve Oscar Favorite Ödülleri’ni dağıtacak.

http://www.oscarfavorite.com/2014/02/oscar-favorite-odulleri.html

Bu konuda birkaç şey eklemek istiyorum. Blogun twitter entegrasyonunu çok geç yaptım bu konuda bir eksiğim var. Ve orada hesap açtıktan sonra alışmak ve aktif olmak da ayrıca bir zaman aldı. Sinema adına paylaşım yapan blog/sitelerin twitter hesapları minimum 5k gibi bir takipçiyle başlarken bu ödül dağıtımı sırasında Oscar Favorite’in sadece 250 civarı takipçisi vardı. Hoş şu anda da 550’yi zor gördük, takipçilerimizin yarısından çoğu yurt dışından aktör ya da aktrisler. Şu bir gerçek ki bizim insanımızın egosu inanılmaz yüksek. Ne takip ederler, ne cevap verirler ne bir şey. Kariyeri ödüllerle dolu yurt dışındaki insanlarla çok daha rahat etkileşimde bulunabiliyorum mesajlaşabiliyorum ve bu inanılmaz bir duygu ne kadar cana yakın, geniş insanlar keşke bizim sanatçılarımız da aynı kafa yapısında olabilseler.

Ödüller konusunda şunu da söylemek istiyorum: Sonuçta elle tutulur ve resmi bir ödül değil, Oscar Favorite kendi favorilerini açıklıyor hepsi bu...

Sophie Nélisse, Catherine Martin, Mark Sanger gibi isimlerin geri dönüşlerini almak beni çok mutlu etti.

4- Birazda blog dışında esas konulardan sorular sorayım, Türkiye'de sinema anlamında son yıllarda bir film atılımı var. Türkiye'de Türk filmleri daha çok izleniyor. Bunun nedeni nedir sence?

Evet. Türkiye’de sinema anlamında son yıllarda bir atılım olduğu bir gerçek. Türkiye’de Türk filmlerinin çok fazla izlenmesi de bir gerçek. Fakat bir gerçek daha var:
2014 yılının ilk 6 aylık verilerine göre; Recep İvedik 4, Eyvah Eyvah 3, Düğün Dernek, Patron Mutlu Son İstiyor filmleri 2014’ün en çok izlenen filmleri listesinde başı çekiyor.

Şahan Gökbakar diyor ki; ‘’Geçen sene bu zamanlarda aynı tehditler vardı. Sebep? Gezi olaylarında hep aklıselime çağırdığım için. İzlemiycez, bittin sen. Sonuç: 7.3 milyon’’
Sonuç: Kaç kişinin izlediği kadar bir de kimlerin izlediği önemli Şahan Gökbakar!
Kendi seyircisine hakaret eden bir adamın filmlerine güle oynaya ve koşa koşa giden canım Türk sinemaseverlerimiz...

Filmlere bakın Allah aşkına ve elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin lütfen hanginiz ya da kaçınız bu ve benzeri filmlerden birisi benim hayatımın filmi diyebilir? Hanginiz hayatınız boyunca yerli/yabancı izlediğiniz ve en sevdiğiniz filmler listesi yapsa ilk 3’te bu tarz filmlerden birini listesine alır?
Türkiye’de hiç mi güzel film çekilmedi, çekilmiyor kardeşim diyenler olacak elbet. Evet, güzel kardeşim çekildi, çekiliyor ve çekilmeye de devam edecek. Kış Uykusu, Yozgat Blues, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Su ve Ateş, Evim Sensin, Babam ve Oğlum, Her Şey Çok Güzel Olacak, Kabadayı, Uzun Hikaye, Issız Adam, Benimle oynar mısın? Eşkıya, Züğürt Ağa, Bizim Aile, Muhsin Bey, Namuslu vs.

Nazım Semih Döküler arkadaşımızın yazıp yönettiği, Elem (The Sorrow) adlı kısa film için de sizleri tebrik eder ve bol şans dilerim. Bence fragman gayet başarılı.
Genel olarak Türk sinemasını pek sevmemekle birlikte hayat felsefesi olarak da insanları gezi olayları sonrasında takındığı tavırla değerlendirmeyi seçtiğim için, bu konudaki düşüncelerim bu söyleşiyi okuyan arkadaşlara ters de gelebilir. Sadece TV kanallarına bakın, iş alan oyunculara bakın, devam eden dizilere bakın, bir zamanlar üstüne titrediğimiz sanatçıların ne hale geldiklerine bakın..

Son zamanlarda Onur Ünlü, Serkan Keskin, Ali Atay kısaca Onur Ünlü ve tayfasının gezi olayları karşısındaki onurlu duruşları takdire şayandır. Eyşan Özhim, Nadir Sarıbacak candır!

Son olarak da bu nefret söylemi ve kutuplaşmadan bahsedilirken bir hatırlatma da ben yapmak istiyorum. Benim anne tarafım Çerkez, baba tarafım Türk. Bu yaşıma kadar en yakın dostluklarımdan ikisini Kürt dostlarımla yaşadım. Bu ülkede nefret söylemi ve bu kutuplaşma gökten zembille inmedi! Bunca yıldır iktidarda olan hükümetin eseridir bu. Biz son derece güzel, kardeşçe yaşayıp gidiyorduk…

5- Bunun dışında bir insan sinemayı neden sever? Sinema insana ne verir? İnsan hayatının 1-2 saatini verdiği kurgulanmış video görüntüsünden ne alabilir?

Sinema hayattır!

6- Senin, Ruhsuz Atmaca okuyucuları için ölmeden önce izlenmesi gereken diyebileceğin 5 film nedir?
Oscar Favorite’in, Ruhsuz Atmaca okuyucuları için ölmeden önce izlenmesi gereken 5 film listesi:
(5’den 1’e doğru)

Jeux D’enfants / Love Me If You Dare (Cesaretin Var Mı Aşka?)
http://www.oscarfavorite.com/2014/01/jeux-denfants-soundtracks.html

V for Vendetta
http://www.oscarfavorite.com/2013/06/v-for-vendetta-replikleri.html

The Great Beauty / La grande belezza (Muhteşem Güzellik)
http://www.oscarfavorite.com/2014/05/the-great-beauty.html

Scent of A Woman (Kadın Kokusu)
http://www.oscarfavorite.com/2013/03/scent-of-woman.html

Hayatımda izlediğim en iyi ve benim için ayrı bir yeri olan ‘’El Secreto De Sus Ojos / The Secret in Their Eyes (Gözlerindeki Sır)’’ filminden bir replikle bu soruyu noktalamak istiyorum.
http://www.oscarfavorite.com/2013/03/el-secreto-de-sus-ojos.html

‘’Tutku tutkudur. Bir erkek her şeyini değiştirebilir. Yüzünü, evini, ailesini, kız arkadaşını, dinini, tanrısını.. Yine de değiştiremeyeceği bir şey var Benjamin, tutkularını değiştiremez!’’

7- Son soruya geçmeden önce geçen sene Hürriyet Bumerang'ın bloggerlar için düzenlediği bir yarışmada aldığın bir ödül var bu başarının sırrı nedir? Bu başarı için söyleyebileceklerin var mıdır?

3. Hürriyet Bumerang Ödülleri’nde ‘’En Tarz Blog’’ kategorisinden finalist olarak bir ödül almıştım. Bu konuda çok hazırlıksız yakalandığımı, Oscar Favorite’i henüz emekleme aşamasındayken bu yarışmaya soktuğumu düşünüyorum. Şimdiki aklım olsa bunu yapmazdım. Açıkçası ödül almış olmak güzel fakat benim için en büyük ödül yazılarıma gelen yorumlar. Oscar Favorite’in günlük okunma oranı ve aldığı yorum konusunda aşırı bir gariplik var. Yani çok okunuyor fakat çok az yorum yapılıyor. Bu konuda epey bir kafa patlattım birçok yerde de bu konuda yazılarım oldu ve sonunda her şeyi akışına bırakmaya karar verdim. Sonuçta, her şey olacağına varıyor.

8- Son olarak genel olarak bir toplama yaparsak, senin blogun hakkında görüşlerini alabilir miyiz? 

Oscar Favorite için şimdilerde bir yazar kadrosu oluşturmanın tatlı telaşı içerisindeyim. Şimdilik bu konuda reklam yapmıyorum, hiçbir yerde bundan bahsetmiyorum. Sinema alanında yazan az tanınmış blogları takip ediyorum. Şu an itibariyle, kardeşim sevgili Şeyma Sağlam, Her Şeyden Konuşmalı blogunun sahibi sevgili Sinem Demirdöven, Umut Hikayem blogunun sahibi Şeyma Tanış ve sevgili Nur Meryem Özbek yazar kadromuz içinde yer alan isimler yazar kadromuz içinde yer alan isimler.

Oscar’ın Türkiye şubesi olalım, kendi akademimizi oluşturalım ve bu akademi üyelerinin sayısı çok da fazla olmasın biz bize olalım, ödüller öncesi hep beraber kafa kafaya verelim kritik yapalım, etkinlikler yapalım ve her şey istediğimiz gibi giderse mobil uygulama için kafamda bir proje var bunun için para ayarlamaya çalışıyorum, sponsor olabilecek insanlarla görüşmeler yapıyorum, onu da yürürlüğe sokabilirsek hobi olarak yazmanın dışında gerçek anlamda para da kazanabileceğimiz bir platform oluşmuş olacak.

Neden bu ‘Oscar’ takıntısı diye düşünenler olabilir ona da şöyle bir açıklık getireyim: kim ne derse desin dünyada en popüler şey Oscarlardır. Bunu Ellen DeGeneres’in rekor kırdığı tweetle de görebilirisiniz. Dünya üzerinde hiçbir ödül töreni onun kadar görkemli ve profesyonel yapılamadı. Hepimizin favorileri vardır öyle değil mi? Oscar Favorite’i de bu açıdan da düşünmek lazım. Bazen bir film bazen bir dizi bazen bir şarkı, kitap, yazar, renk, sayı, mevsim vs. işte bütün bunların içerisinde adına ‘Oscarlık’ diyebileceğimiz her şeyi bu ortamda paylaşmamızı düşlüyorum.

Ayrıca, ‘DAllAbonA’(tıkla) adında bir kitap çıkarmayı düşünüyorum. Okunurluğu ve gelen tepkiler için yazdığım sayfaların bir kısmını blog da bölüm bölüm paylaştım ve bir final bölümüyle ona da virgül koyup finalini kitapla yapmak istiyorum. Belki bu kitap sağlam ellerde iyi bir film olarak karşımıza çıkabilir.

Bu güzel söyleşi için tekrar teşekkür ederim...

Bu içten cevaplar için bir kez daha teşekkür ederim, daha fazlası için göz atın... Haydi  Oscar Favorite ulaşalım...

8 yorum:

  1. vaaay şapka çıkardım , ağzım açık kaldım. Alper arkadaşımız tam bir profesyonel olmuş hemen gidip takip edeceğim. teşekkürler harika bir röportaj

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vallaha formu süper, o formda nadir insanlar var ben haftada 3 filmi zor sığdırırken o onca iş arasında bir güne sığdırıyor, takip etmeniz yararınıza olur inanın. Ayrıca ben teşekkür ederim değerli yorumunuz için :)))

      Sil
  2. Senin hakkında bu kadar bilgiyi ancak böyle öğrenebilirdim herhalde Alper :) Bu arada tavsiye ettiğin filmlerden sadece 2 tanesini izlemiş olmaktan da büyük utanç duyuyorum arayı hemen kapatmam lazım ;)
    Ruhsuz Atmaca, senin de ellerine sağlık. Bence bu röportaj işini daha sık yapmalısın. Blog Hocam'la yaptığın röportaj da çok iyiydi. Hepimize başarılar diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, röportaj olayı belki başka blog olsa uyardı ama blogun ismi daha çok insanı bunalıma sokmaya çalışan bir bedevi hikayesine kayıyor, bu işi belli aralıklarla yapma planım var bakalım ilerde farklı boyut kazanır belki. :)))

      Sil
  3. Harika bir röportaj olmuş teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim yorumunuz için... :)

      Sil
  4. Alper, sence: "Sadece erkekler mi tutkularını değiştiremez?" Futbolcu olduğunu yeni öğreniyorum. Ömür boyu dostluğumuzun daim olmasını diliyorum.
    Ruhsuz Atmaca'ya da teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Kuralları
*Lütfen yalnızca yazı ile ilgili yorumlar yazın.
*Yazının konusu dışında iletmek veya sormak istediğiniz bir şey varsa İletişim Formunu kullanın.

Reklam